düşmeden dokunmuyor karlar birbirine, hepsi çok soğuk…

meczup demişti bir keresinde, insanlar kusursuz olsaydı kalpleri hiç kırılmazdı, o zaman da kalbimizin olduğunu hiç hatırlamazdık. ya hiç kalbi kırılmayanlar, onlar kusursuz mu diye sormuştum, gülmüştü, açıp baktınmı diye sormuştu…

jkl

Biri çıksa da yeniden yorumlasa bu rüyayı. Rüya dediğim işte bu olan biten, yaşıyor dediklerimiz. Yaşıyor dediklerimizde başka bir uyuma biçiminin rüyası ya. Öyle ya galiba. Hani uyanamıyoruz bari uyuyalım düzgün bir biçimde. Bu kötüsü tabi, uyanlım inşallah. Ama bu arada, bu rüya görülmeye devam ediliyorken, daha başka bir yorum yapılsa. Güzel şeyler de olmuyor […]

harâb olsak bir dem şâd olurduk…

Meczup demişti bir keresinde, hani insanlar battıklarını sanır, bir uçurumdan düşer gibi düştüklerini, altlarında ne varsa kaydığını zannederler. Bu düşmek değildir lao, yerle aranda olanların bir bir yıkılmasıdır ki bunlar seni bastığın yerden uzaklaştıran şeylerdir. Bunlar sana yükselme hissi veren yalanlardır. Yere basmak önemlidir oysa, yükselmek içinde önemlidir. Hani yerler ve gökler beraber anılır ya… […]

kuduz aşısı

saçma da olsa böyle bir hayal kurdum, olmaz mı lao diye sordu çocuk, titrek bir ses ve parlak gözlerle…
olmaz mı hiç, saçma da olsa böyle bir hayat kurduk, oluyor işte dedim…

olabilir şeyler

misal rabbim
dünya ve içindekiler
zihnim ve içindekiler
karma?dan  bağımsız karışık
 
misal rabbim
hayal aleminde bir güzel
suya düşünce boğulmuyor
çünkü su su değil boğan
boğulmakta yok zaten
hayal olan sadece güzel
 
yani rabbim
uğraşıyorum nafileye say
yakınlaştır uzaklaştırma
çünkü rabbim korkuyorum
zihnimde hayal, hayal karmakarışık

diyecek sözüm kaldı…

gece olmasaydı mesela, yağmur felan yağmasaydı, yollar boş, hava soğuk olmasaydı belki başka olurdu. bu kadar etkilemezdi, hüzne hüzün katmazdı… kazayla duydum, öğrendim hamd olsun. geldim buldum…

bileşenler

Önce ihtimaller terk ediyor insanı…
Uzunca susmak geliyor içimden, susuyorum da. Sonrasında tam olarak başı sonu olmayan kısa cümleler geliyor dilimin ucuna. Dilimin ucu ağırlaşıyor, dengesizleşiyorum ve düşecek gibi oluyorum…
Zamanla kelimeler de kısalıyor. Yada eksiliyor. Kısa olan eksik olan eksik kalanmıdır her zaman bilmiyorum ama, kısa ve eksik kalıyor bir çok şey…
Ben ile başlayan bütün cümleler […]

öyle şeyler işte…

geçen gündü, çocuk geldi, mahcup bir şekilde merhaba dedi. merhaba dedim, şaşırmış, biraz heyecanla. kaç zamandır yoktu ortada, görüşemiyorduk, görüşesi yoktu. hoş geldin dedim, hoş buldum dedi. oturduk biraz, öyle pek konuşmadan, sessizce. çekingen davranıyordu, bende ister istemez çekiniyordum. hem sorular sorasım vardı, hem ondan öte, sadece sesini duyasım, sohbet edesim vardı. kendi isteklerimiz başkalarının […]

mevla dermanını salar bir zaman

8 sene önce de aynı türküyü söylemeye çalışıyordum. o değil, 8 senede fiziksel olarak vucut kendini yenileyebiliyormuş… yani oradan nereye varırız bilmiyorum…

işte öyle şeyler, dönüp duruyoruz, dur diyeni bulamadan…

olmaz hayal yoktur, onulmaz hayalci vardır

Dalgın bir şekilde oturuyordu meczup, bende ona dalmış bir şekilde. Konuşmaya başladı bir ara, dedi ki, insan gençken sevinçlerini, heyecanlarını, sıkıntılarını v.s. büyütme eğilimindedir, çünkü geçtir, güçlü çağındadır, üstesinden gelebilir. Yaşlandıkça ve güçsüzleştikçe ise küçültme, görmeme eğiliminde. Kendi daha çok korumak ister.
Ya arada kalanlar dedim. Gülümsedi, yüzüme baktı, aradan çık lao dedi, ara kapansın…

« Previous Entries