akıl ile kalp arasında kalıyor dil. birbirine bağlanamayan iki kelime gibi bazen.  bazen önemsemesekte olanı biteni, olup bitiyor ve olanın yanında önemsizleşiyoruz. bu bir sorun mu, bilmiyorum…

deli dediğin dünyaya nefes aldıran deliktir

başlasam uzun cümleler kuracak gibi oluyorum. düşüncesi daraltıyor nefesimi, nefes, kısa cümleler için dahi kısa kalıyor. hallere ilişkin muhtelif belirlemeler, isimlendirmeler getirebiliyoruz, getiriyoruz, getiriliyor. bütün bunlar, gölün üzerine yağan yağmur gibi, güzel görünebilir, ama biz gölü değil, çölü yaşıyoruzdur. her ne ise, anlamsız olan bir şeyi anlatmak başka bir anlamsızlığın içine düşmektir. galiba, anlamsız olanı […]

ben de çay içtim


yazmaya niyet edince saklanıyor anlam. öylesine kelimeler bir araya gelince, istemeyerek bir araya gelmiş ve bir arada duran insanlar gibi oluyor cümle… gitmek, aynı zamanda bırakmaktır, ve belki tersi de mümkündür. bırakmak, aynı zamanda gitmiş olmaktır

saatleri ayrıştırma enstitüsü

aslında şu an uyuyor olmam gerekirdi, yada en azından daha hayırlı bir iş yapıyor olmam…
aslında şu değilde bu şeklinde ifade edilen bir çok şey yapıyorum. yapmak fiili burada daha çok cümle içinde fiil olarak kalıyor, ifade etmeye çalıştığı şey açısından değil. aslında tam fiil de değil bu fiil yani.
düzenli olarak aynı soruyu sorup düzensiz fakat […]

uşşâk’ın yüzü suyu hürmetine

rabbim, inandım ve iman ettim ki leyla kulunu çok güzel yaratmışsın. rabbim, inandım ve iman ettim ki sen eşsiz ve benzersiz yaratansın, leyla kulunu eşsiz ve benzersiz yaratmışsın. rabbim, inandım ve iman ettim ki mecnun kuluna bu hakikati görmeyi, bilmeyi, sevmeyi, idrak etmeyi nasip ettin…
rabbim, leyla kulun gitti, mecnun ne yapsın…

ramazanın bitmesi üzdüyse de

namaza geç kaldık, giremedik camiye. taş üstünde ancak kılabildik, namazdan ilk çıkanlar olduk, bir ilk oldu, değişikti.
sonra üç beş akraba ziyarete, kimse kalmamış neredeyse yaşlılardan. kalanları da ben en az 5 senedir görmüyordum, görmüş olduk, sevindiler, sevindik.
sonra kahvaltı mesela, uzun zamandır yalnızken, babam geldi, kardeşim geldi, ablamlardaydık. rahmetli annemin her bayram yaptığı su böreğine yakın […]

çaya indim taşı yok

Rabbim
gecenin sabahı olarak bakınca
nasıl bölünüyorsa gün
öyle bölünmüş adem sanki
sanki ayrıymış görününce havva
güneş doğuyormuş sanki
ince bir çizgi incedir dilde
çizgi çektikten sonra kalınlığı
kimi aldatıyor dil
dil ki hayrı söylemeyecekse sussundu
bölüp parçalayıp ayırıp ve fitne
sussundu hayırlı olurdu çizmeyince
rabbim
romantizm çıkmış muhabbet yaralanmış
güzel cümlelere beşer kanmış
basit değilmi oysa pek basit
gecenin sabahı olarak bakınca gün ayrılmış
 

sade kahve

doğru kelimeleri bulduğumu zannediyorum, ama onları bir araya getirip cümle oluşturunca, bu değilde düşündüğüm, hissettiğim diyorum. eskiden olmuyordu bu, şimdi çok oluyor. doğru kelimelerle yanlış cümleler kuruyorum. ben, bana mani oluyorum sonra çoğu zaman. niye bilmiyorum. niyet ediyorum, adım atmak üzereyken vazgeçiyorum. neden olduğunu bile bilmiyorum. ben bana düşman değilim oysa… söylerken mesela çok sıkıntılı […]

sorarım kendi kendimeeee

bu ne biçim hikaye böyle… böyle garip bir şekilde dinleyip dinleyip duruyorum kaç zamandır, gözlerim doluyor gibi oluyor bir yandan. bir yandan ne alakası varsa, sözleri bile onca dinlemeye rağmen aklımda değil. bazı cümleleri sadece. tekrar ediyorum bir soru gibi. bir soru gibi, cevabı bulunamayın, sanki çokca sorulursa kendi içinden bir cevap çıkacakmışcasına çokca sorulursa […]

« Previous Entries