güneşi görmek…
geçenlerde ıslanınca daha fazla ıslanılamayacağını düşünmüştüm. sonra geçen akşam yağmur yağdı, çok daha fazla ıslanılabileceğini öğretti rabbim, hamd olsun…
bugün düğün vardı. düğüne gittim. güzeldi bazı şeyler, nicedir görmediğim arkadaşları gördüm, göz oldum…
yemekli, müzikli, gidişli dönüşlü düğün yapıldı sonra motorla. boğazı dolandık. havada güzeldi…
ey melek suretli dilber, can feda dır yoluna… diyor erkan amca. erkan amcayla ilk karşılaşmamızda, ve sonraki karşılaşmalarımızda hep donup kalmıştım. keşke düğümlenmeseydi kelimeler de iki laf edebilseydim…
düğün dönüşü yönetmenle küçük sevgiliye gittik, görüştük. insan sevdiğinin sevdiğini de sever dedi yönetmen, ilkin hayır dedim, sonra düşündüm, öyle olduğunu gördüm kendimde…
kendimi kabul etme sorunum var…
geçen gördüğüm çocuğu görme ümidiyle bulunduğu sokağın başına gittim. ordaydı çok şükür, aynı vaziyette oturmuş yine bir şeyler söylüyordu… sonuna denk geldim sözlerin… anlamadım tam olarak ama kendisini onun yanında görmüş ve yakıştıramamış, utanıyordu. yusuf olsa yanında yakışmaz sönük kalır diyordu… yanına çöküp selam verdim. başını kaldırmadan selamı aldı. görmesen dedim. perde bir kere kalktıysa göz görmeden yapamaz dedi… nasıl yani diye sordum. görmek gözün elinde değil ki dedi…. gösteren var…
kalktım gittim. meczuba uğradım. dedim ki, bugün hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım, ama gözlerim ağlamaklı… güzel dedi. tatmin olmadığımı görünce ne istediğimi sordu. bilmiyorum dedim. bildiğinden kaçma diye üstüme geldi…
şimdide zülfü kaküllerin çalıyor
şahı gülistandan güzelsin güzel diyor…
birde demin düşünürken şöyle bir şey söylendi, insanlar senden ümidini kestiğinde kendi adına umut beslemeye başla… eyvallah…
“görmek gözün elinde değil ki, gösteren var…”
iyi ki yazıyorsun be üstad.
seni okumak güzel, huzur dolu.
sağolasın…
Yaban Tırtılı Eylül 4th, 2006 at 09:10
sağolsun lao.. onunla sohbet etmek de çok güzeldir..
epey oldu ama, kahve de içemedik..
mdy Eylül 4th, 2006 at 15:40
içelim en yakın zamanda şair… içelim kahvemizi, sohbet edelim sonra… boğaza bakalım, her bir dalgadan ayrı bir anlam çıkartalım… her bir dalga ayrı bir hüzün…
eyvallah yaban tırtılı… yalnız bana üstad diyen insanlardan hep korkmuşumdur… arkadaş diyen insanların çoğu hala arkadaşımdır, üstad diyenlerin çoğu ise artık yok…
lao Eylül 4th, 2006 at 22:53
üstad dememizdeki sebep işinin ehli oluşundandır, takdir edişimizdendir.
madem ki korkutur bu kelam seni biz de arkadaş diyelim sevgili lao, tabi kabul edersen.
bir de iş yerindeki dil alışkanlığı..
yaban tırtılı Eylül 4th, 2006 at 23:13
eyvallah…
lao Eylül 5th, 2006 at 12:53
lütfen yanlış anlama lao, ama sen niye o zaman ryu ya üstad diyorsun? biraz çelişkili geldi bana…
İbn-i Sina Eylül 5th, 2006 at 15:18
Bana çelişkili gelmedi. Ryu demiyor ki Lao’ya üstad diye.. Lao diyor ona.. Lao bunun kendisine söylenilmesinden korkuyor; başkasına, Ryu’ya söylemekten ise korkmuyor. Yazıdan bunun aksini çıkaramadım şahsen. Çünkü inanıyor ki Ryu’ya üstad da dese, bu dostluk inşaallah iki cihanda baki kalacak. Hem kendisini biliyor, hem Ryu’yu..
Ben böyle anladım.
Anonymous Eylül 5th, 2006 at 19:52
Tamam, Lao Ryu ya kendisi üstad diyor, Ryunun öyle bir beklentisi yok yani.. kendisine de üstad denilmesini istemiyor ama.
Şimdi Lao üstadlıkla saygıyı kastediyor olsaydı, dediklerine aynen katılırdım sayın anonym.. yani o zaman Lao “ben bu saygıyı haketmiyorum, ama Ryu hakediyor” der gibi olurdu. (bu arada Lao, Ryu hakkınızı helal edin, sizin adınıza konuşuyor gibi oldum sanki..hatta sankisi de fazla sanki
)
ama benim takıldığım nokta Laonun
“yalnız bana üstad diyen insanlardan hep korkmuşumdur… arkadaş diyen insanların çoğu hala arkadaşımdır, üstad diyenlerin çoğu ise artık yok…” demesi.. burda korkusu kendisinden kaynaklanmıyor yani.. kendisine üstad diye hitap eden yok oluyor..
burda bir genelleme var sanki.. yani ben öyle anladım, sanki lao : “üstad diyenler arkadaş olmuyor, arkadaş diyenler arkadaş kalıyor” demekte.. (yanlış anladıysam lütfen düzelt lao)
benim takıldığım nokta da burda işte, madem üstad diyenler arkadaş kalmıyor, sen niye Ryu ya üstad diyorsun, onunla arkadaş kalmak istemiyormusun?
diye düşündüm, laoya hitaben..
ya benim de kafam karıştı..
İbn-i Sina Eylül 5th, 2006 at 22:26
Şimdi şöyle.
“Lao, birbirine üstad diye hitap edenler arasında arkadaşlık yok olur” demiyor; “bana üstad diye hitap edenlerin arkadaşlığı yok oldu” diyor. Dolayısıyla bu uğursuz durumu kendi hitabına teşmil etmiyor.
Kendisine yapılmasını istemediği şeyi Ryu’ya neden yapıyor diye soruyorsunuz. Ben de diyorum ki, bunu derken kendisini biliyor, Ryu’yu biliyor.
Anonymous Eylül 6th, 2006 at 00:11
sina, evvela benim ryu ya üstad demem ve başkalarının bana üstad demesi farklı bir şey. hatta sevgili ryu da bana bazen öyle hitap eder, onun öyle demeside başkalarının öyle demesinden farklıdır. kendi aramızda bu hitap, bir çok hitapdan biridir. dost, arkadaş v.s. gibi…
onun böyle demesi de beni rahatsız etmez, çünkü bu sevgisindendir. ama yazdıklarımdan, yada söylediklerimden bana böyle denmesi beni korkutur…
v.s.
lao Eylül 6th, 2006 at 01:06
Allah sevginizi daim etsin o halde..
Açıklık getirdiğin için sağol.
İbn-i Sina Eylül 6th, 2006 at 03:14
gönlün ve aklın her an O nunla olsun. her daim yolunda hizmet halinde olasın.. varlığınızı bilmek güzel
Anonymous Eylül 6th, 2006 at 22:07
amiiiin…
lao Eylül 7th, 2006 at 01:11