hamd olsun kediler var
insanın ne zaman öleceğini bilmemesi iyidir, bu sayede birini / bir şeyi sonsuza kadar sevebileceğini düşünür dedi meczup, sonra devam etti, birini / bir şeyi sonsuza kadar sevebileceği düşüncesi sonrasında insanı bu zaman içinde sonlu olan, ölümlü olan şeylerin ötesine taşır. başka bir açıdan, ölmeden, ölebilir insan. bu zamandan, başka bir şekilde işleyen bir zamana geçebilir. bu kalbin akla yön vermesidir, ölümünü bilseydi, aklı kalbine yön verirdi. aklın kalbe yön vermesi, türlü endişelere sokar insanı, kalbin akla yön vermesi ise huzura…
sustum bir müddet. zihnimde bir çok cümleye başlar gibi oldum, hiç birini dilime almak istemedim. sustum bir müddet, sonra titredi sesim, istemedim tam olarak ama konuşmaya başladım, anlamıyorum dedim. duyuyorum, duyduklarımın karşılığını biliyorum ama anlamıyorum bir bütün içinde. ne kalbim ne aklım çalışıyor sanki, yada ayrı ayrı çalışıyorlar. ne endişe ne huzur, belki endişeli bir huzurum var mümkünse öyle bir şey, ki değildir. saçmalıyorum ve saçmalamak kötü bir şey, kendim başta rahatsız oluyorum ama anlamıyorum, saçmalıyorum ve saçmalamak gerçekten çok rahatsız edici bir şey…
sayıkladım öylece biraz, titrek bir sesle, belki biraz ağlayarak bile. üzdüm meczubu, üzüldü daha doğrusu meczup. bir gün dedi, üstüne konuşmakla kalmayıp denize de gireriz inşallah.. inşallah dedim… üzüldüm
inşallah..
mir'at Şubat 29th, 2012 at 02:13
ölüme hiç bu akıl-kalp açısından bakmamıştım.
her insan öleceğini biliyor fakat inanmak çok başka birşey..
sina Mayıs 18th, 2012 at 03:23