ortaya karışık
Bir kaç zamandır pek fazla konuştuğum için, (gevezelik boyutunda) pek fazla yazmadım. Yazamadım. Yazmaya fırsat da bulamadım galiba…
Birde galiba keyifsizlik felan vardı, ara ara. Gerçi çok keyifli olduğum da oldu, arkadaşlar geldi sohbet ettik…
Bu arkadaş kısmı önemli. Kırıp geçireni var, elden tutup yücelteni var. Çok ilginç bu bağımlılık…
Ben büyümüşüm…
Neler neler…
İnsanların aklından geçenleri okumak bazen hiç hoş bir şey olmuyor…
İnsanda garip bir şekilde, bazı insanları vazgeçilmez olarak görme isteği var, ve aynı şekilde bazı insanlar tarafından vazgeçilmez olarak görülme isteği… vazgeçilmezlik ne ise…
Hep senin içindir boyun eydiğim…
Sonra
Dün gece. Toplandık meczubda. Ben yorgun ve keyifsizdim. Meczup neşeliydi. Çocuk mutlu. Rind bir garip zaten, nasıl olduğu belli olmuyor. Çaylar gelip gitti. Ben pek dalgındım. Ara sıra hal hatır sorulduğunu, hatta bana da sorulduğunu ve benim de sorduğumu hayal meyal hatırlıyorum. Ama tam olarak ne dedim, ne sordum emin değilim. Orda da mı değildim ki diye düşünürken mezcubun sesi doldurdu odayı, nefessiz kaldım sanki bir an…
Neler yaptın çocuk görüşmeyeli diye sordu. Çocuk tebessümle konuşmaya başladı. Gözlerimi açtım görmeye başladım. Ayaklarım yürüdüklerini hissetti. İlk defa duymaya başladım sanki. Ellerimi hissettim, dokunduğumu. Kendimi hissettim, kalbim attı duydum, dinledim. Bir çok sokak gördüm, sokak başında bekleyenler. Gülen ve ağlayan insanlar gördüm, kendini bilen ve bilmeyen insanlar gördüm. Yaşlı bir amca ile tanıştım, bahçesinde çiçek yetiştiren. Hepsini her gün ayrı ayrı seviyor, hepsiyle özel olarak ilgileniyordu. Aralarında sanki özel bir dostluk, dil varmış gibi geldi bana. Sordum, ne anlatır bu çiçekler, ne sırlar gizlerler diye. Amca gülümsedi, ben anlamam ki dedi çiçekten, dediğinden, sırrından. Garipsedim. Peki bu ilgi nedendir dedim… Çünkü çok güzeller, dediğin gibi dilleri, sırları vardır benim bilmediğim, çok özeller. Peki anlamıyorsan ne yapacaksın bunları dedim. bunlar sevgili için dedi, oda çok güzeldir, sırlar vardır onda, ancak o anlar bunların dillerini, ancak ona layık bunlar. Senin için bu kadar özel olan bir şeyi başkasına mı vereceksin… evet, benim için özel olan bir başkasına. Doğru olan, herşeyi hak edene teslim etmek değilmi ?…
Meczup gülümsedi, öyledir dedi. Dağa taşa verilmeyen güzellik, en sevgiliye verilmiştir dedi…
Sonra rinde döndü, ee rind, sen neler yaptın ?
Ben hiçbir şey yapmadım, yapan var, izledim. İzledim mi onuda bilmiyorum ya, gören var.
Meczup gülümsedi, maşallah deyip çayından bir yudum aldı. Sonra bir müddet bana baktı ve sonrasında sordu, sen ne yaptın lao ?…
Hiç. Ama yapan var diyerek değil. Kendimden bilerek hiç. Görmedim, gören oldumu bilmiyorum. Çocuk gibi sevmedim, seveni de görmedim. Benim kalbim mi yok meczup…
Meczup gülümsedi. Bilmiyorum dedi. Kazmaya başladık, maden mi çıkar, hiçbir şey çıkmazmı bilmiyorum. Nasip. Ya nasip…
Ağladım bir zaman, sonra evde buldum kendimi…
kalmadı tahammül bi karar oldum…
sus, pus.
mdy Aralık 5th, 2006 at 19:56
belki sevginin gereği..
hiçbirşey birşey bile deil yalnız hiç Aralık 7th, 2006 at 14:40
teşekkür ediyorum isteğimizi çaldığınız için lao beycim.
siyah perçemleri gonca yüzleri…
faruk Aralık 7th, 2006 at 16:58
rica ederim faruk bey. sayenizde kaç zaman üzerine bende tekrar dinlemiş oldum. dalgınlık işte, uyardınız…
lao Aralık 8th, 2006 at 04:25
vazgeçilmezlik… bu bilinmeyi istemenin yada diğer deyişle var olanın varlığını kanıtlamanın insansal kriteri olabilir mi?
seboben Aralık 8th, 2006 at 10:59
benimde aklıma ondan başka bir şey gelmiyor… galiba dediğin gibi seboben…
lao Aralık 8th, 2006 at 12:18
selam olsuın sıdki baba’ya ve sizlere.. hürmetle efendim…
ibrahim nadi Mayıs 12th, 2009 at 17:15
” dirhemini yese it kudurur ” demişler etkili bir şey için.
yüreğine sağlık reis
MURAT SOLGUN Mayıs 12th, 2009 at 18:23
selam olsun hem rahmet olsun sıdkı babaya… hürmetler ibrahim nadi…
teşekkür ederim murat solgun…
lao Mayıs 12th, 2009 at 19:51