rım rım rımrım…
dün akşam aciz geldi bana. oturduk biraz sohbet ettik. keyifsizdi ama nedenine ilişkin bir şey söylemedi, muhtemelen kendi de tam olarak bilmiyordur. ağzından laf alamayınca sazı uzattım, biraz çalsın, belki oradan anlarız derdini diye… epeydir çalmadığı için, biraz yabancılık çekti saza. bir kaç ses çıktı önce, derken “çanakkale içinde” çalmaya başladı. son dönemlerde benimde aklımda olan bir türkü. garip bir hüzün… sonra yine belli belirsiz sesler çıktı sazdan, bir iki türküye başlayacak gibi oldu, devamı gelmedi. öylesine dolandı epeyce bir müddet sesler arasında. sonra biraz durakladı. sessiz kaldı, ve yine başladı…
“bir güzelin aşığıyam erenler
onun için taşa tutar el beni”
elleri eskisi gibi değil, parmakları zorlanıyor artık… gözlerim doldu benimde, türküden midir, onun halinden mi anlamadım…
pir sultan’a rahmet olsun….
gündüz hayalimde gece düşümde
yerden yere savuruyor yel beni…
bu ne güzel bir anlatımdır.
sanki şimdi yanıbaşımda yaşandı bunlar.
bu da mı türküdendir acep?
Anonymous Haziran 30th, 2006 at 13:41
çığrışır bülbüller gelmiyor bağban
hoyrat dost bağından gül aldı gitti
türlü mihnet ile bir bağ bezettim
yari ben besledim el aldı gitti
bunu da söylesin aciz, ricamızdır…
faruk Haziran 30th, 2006 at 14:37
acizdan iş çıkmaz artık ama bakalım, belki de söyler sevgili faruk…
türküden olabilir anonymous…
lao Haziran 30th, 2006 at 14:45