saray yolu düz gider…

Burası çok sessiz, çok sakinde. Bakma insanlar gelip geçiyor arada, ne yaptıklarının farkında değiller, öylesine geçip gidiyorlar bura karşısında. Burası öylece geçilebilecek bir yer değil oysa, tenha. Ama bak kalabalık yerler görünüyor, hareketin çok dışında değilsin, ışıklar, deniz, arabalar, her şey gelip geçiyor buradan ama fark edilmiyor, tenha. Burada olmak, buranın farkında olmayı gerektirir, dimi… Ne güzel olurdu burada olsa, farkında olsa, tenha olsa…

Gel beni bir tenhada gör
Diller de muradın alsın

Burası, yani buranın sessizliği, bütün sesleri toplamış gibi. Her şey duyulabilir istenirse, ama ancak istenirse. Sen istediğini seç aradan, ve yazmaya başla. Bak ben mesela bir hayal yakaladım, dinleyip dinleyip yazıyorum. Yada dinleyip susuyorum. Ne güzel, dinlemesi, yazması, anması, susması…

Kalem ver adın yazalım
Eller de muradın alsın

Burası bazen, susuz kalıyor, nefes alamıyorsun. Soluyor sanki her şey, sis çöküyor kararıyor, görünmüyor. Güneş açıyor, yakıyor. Yağmur sanki bazen burayı akıp götürmek için yağıyor. Rüzgar, rüzgar bazen ne fena, yıkacak sanki, götürecek ne varsa. Gelmeyince…
Dağ ceylanı in ovaya
Çöller de muradın alsın

oysa gelse, geçse…

Bazı bazı çık seyrana
Yollar da muradın alsın

dedi ve sustu çocuk. Hava soğuktu, deniz kenarındaydık, rüzgar vardı, ara ara dalgalardan nasibimize düşen sular. Yağmur yağacak gibiydi, bekletiyordu toprağı. Ben bir şey diyemedim, ve ben bir şey diyemedim durumunu ne kadar sık yaşadığımı fark ettim. İnsansın, hiçmi olmaz söyleyebileceğin insana dair…

 

Ben cehenneme gidermiyim diye sordu birden çocuk tebessümle. Şaşırdım, neden gidesin ki diye sordum. Güldü, belki dedi, ondan dolayı yanmayan bir yerimiz varsa, orda yanar. Şaşırdım, ne dediğini anlamıştım, ama neresinden başlayıp cevap verebileceğimi bilemedim. Sustum. 

Kalktık, biraz daha yürüdük ve ikimize de uzak bir yerde ayrıldık. Türkü mırıldanarak uzaklaştı çocuk 

Aç göğsünü sarışalım
Kollar da muradın alsın
 

Ben sessizce uzaklaştım…

Söyleyeceklerim Var